27 Ağustos 2013 Salı

Geoteknik Mühendisliği Tarihi

Zeminin inşaat malzemesi olarak ilk defa kullanılmasına ait izler antik dönemde kaybolmuştur. Doğru mühendislik ifadesi ile; bugün bilindiği şekliyle geoteknik mühendisliği 18.yüzyılın başlarında ortaya çıkmıştır. Seneler boyunca geoteknik mühendisliği bilimsel yöntemlerin kullanılmadığı deneyimlere dayanmaktaydı. Bu deneyimlere göre pek çok yapı inşa edildi. Bunlardan bazıları yok oldu, bazıları ise hala ayakta.

Tarihsel kayıtlar bize antik medeniyetlerin nehir etraflarında ortaya çıktığını göstermekte; Nil Nehri etrafında ortaya çıkan Mısır Medeniyeti; Dicle ve Fırat nehirleri etrafında ortaya çıkan Mezopotamya Medeniyeti, Huang Ho ( Sarı Nehir) etrafında ortaya çıkan Çin ve Indus Nehri etrafında ortaya çıkan Hint Medeniyeti gibi...

Indus Nehri'nden Mohenjo Dara'yı ( günümüzde Pakistan) korumak için inşa edilen duvarlar M.Ö.2000'lerde inşa edildi. Han Hanedanlığı sırasında ( M.Ö. 1120 - M.S. 249) çeşitli amaçlarla pek çok duvar inşa edildi. Temellerin yapımında herhangi bir hesaplama yapıldığını gösteren bir delil bulunamadı. Antik Yunan temelleri stabilize etmek için keçe altlıklar kullanarak yapılar inşa etti. M.Ö. 2750'den itibaren yüzyıldan daha az bir zamanda en önemli beş piramit inşa edildi (Sakkara,Meidum, Kuzey ve Güney Dahşur ve Keops). Bu da temeller, şev stabilesi ve yeraltı tapınaklarının inşası sırasında zorluklar ortaya çıkardı. Doğu Han Hanedanlığı zamanında  Budizm'in Çin'e ulaşması ile birlikte binlerce pagoda inşa edildi. Bu yapıların çoğu silt ve yumuşak kil tabakaları üzerine inşa edildi. Bazı durumlarda temel basıncı zemininin yükleme dayanımı kapasitesini aştı ve bundan dolayı yapısal hasarlar meydana geldi. Zeminin taşıma gücü ile ilgili ortaya çıkan en ünlü problemlerden biri 18. asırda inşa edilen Pisa Kulesi'dir. Kulenin inşasına Pisa Cumhuriyeti güçlenmeye başladığı zamanlarda; M.S. 1173 yılında başlandı ve değişik aşamalarda 200 seneden fazla devam etti. Yapı 15.700 ton ağırlığında ve 20 metre çapında dairesel bir tabanla destekleniyor. Yapı geçmişte ilk önce doğuya,kuzeye,batıya ve en sonda güneye eğildi. Son araştırmalar yapının 11 metre altında zayıf bir kil tabakasının bulunduğunu ortaya çıkardı. Bu tabakada sıkıştıkça yapının eğilmesine neden olmakta. Yapı 1990 yılında kapandı çünkü kulenin düşmesinden veya tamamen göçmesinden korkuluyordu. Sonra kule kuzey tarafından zemin kazılarak stabilize edildi. Yaklaşık 70 ton toprak çıkarıldı. Tabanı yerleşince kulenin eğilmesi durdu. Kule şu anda 5 derece eğik. Yarım derecelik değişim gözle farkedilemesede yapının stabil olmasını sağladı.


Geçmiş yüzyıllarda temellerle alakalı sayısız problem ortaya çıkınca 18. yüzyılın başlarında  mühendisler ve biliminsanları zemin özelliklerini ve davranışlarını daha bilimsel metodlarla incelemeye başladılar. Geoteknik mühendisliği çalışmalarının doğasına göre 1700-1927 arası dört ana periyoda ayrılmaktadır:

1. Klasik Öncesi (1700 -1776)
2. Klasik Zemin Mekaniği —Faz I (1776 - 1856)
3. Klasik Zemin Mekaniği —  Faz II (1856 - 1910)
4. Modern Zemin Mekaniği (1910 - 1927)


Kaynak: Principles of Geotechnical Engineering Fifth Edition; Braja M. Das

Hiç yorum yok :

Yorum Gönderme

Yorumlar