7 Haziran 2018 Perşembe

Jeomorfoloji

JEOMORFOLOJİ

Yerkabuğunun fiziksel ve kimyasal özellikleri, hareketleri ve sonuçları, yeryüzü şekillerinin oluşum ve gelişim konuları yerbilimleri olan jeofizik, jeoloji ve jeomorfoloji dallarında ayrıntılı olarak incelenmektedir.

Zemin mekaniği ve geotekniğin bazen bu dallardan önemli boyutlara varan alıntılar yapması gerekmektedir. Geoteknik mühendisliği problemlerine sağlıklı sayısal çözümler getirilebilmesi için öncelikle doğal olayların iyi anlaşılması önemlidir.

Diğer yanda Jeomorfoloji bilimi, yeryüzü şekilleri ve bu şekillerin değişmesinde etkin olan mekanizma ve süreçleri analiz eder. Bu nedenle öncelikle yerkabuğunun dış dinamiği ayrıntısına jeolojide incelenmeyen seviyede girilir. Konulara bakış açısı, anakaya, zaman, etken ve süreçler, iklim gibi coğrafi konular, buzul ve buzul çevresi jeomorfolojisi, akarsu jeomorfolojisi, kıyı jeomorfolojisi, kurak-yarıkurak bölgeler jeomorfolojisi, volkan jeomorfolojisi, platolar ve dağlık alanlar jeomorfolojisi gibi sınıflandırma sistemi ile incelenir.

JEOMORFOLOJİDE TEORİLER

Yeryüzü şekillerinin oluşum ve gelişimi konusu ilk kez W.M. Davis tarafından 1884'de öne sürülen "Aşınım Döngüsü" modeli ile açıklanmıştır. Bu modelde, kaya türü, kaya kitlesinin yapısı, etken ve süreçler ile zaman yeryüzü şekillerinin oluşum ve gelişiminde rol oynayan üç temel faktör olarak tanımlanmıştır. Davis modeline göre; bu faktörlerin kontrolünde, dağlık bir arazi zaman içinde genç, olgun ve yaşlılık evrelerinden geçerek, peneplen olarak anılan düz ve düze yakın az engebeli bir yüzey ile son halini alacaktır. 1920'lerde W.Penck; Davis'e alternatif bir model geliştirmiştir. Davis ve Penck'in geliştirdiği jeomorfolojik modellemeler 20.yüzyılın sonlarında yerini büyük oranda "Kantitatif Jeomorfoloji" yaklaşımına bırakmıştır. Günümüz çağdaş jeomorfoloji perspektifi, morfodinamik dengeler ve sistemler yaklaşımı olarak kabul edilmektedir.

Sistemler yaklaşımı, şekil ile etken ve süreçlerin jeomorfolojik olaylar arasında yakın bir ilişki olduğunu vurgulamaktadır. Dinamik kuvvetler olarak anılan jeomorfolojik etken (akarsu, rüzgar,dalga ve akıntılar, buzul, iklim) ve süreçlerle direnen kuvvetler ( kaya özellikleri) arasında sürekli bir etkileşim olduğu varsayılmaktadır. Bu etkileşim sonucu olarak morfolojik değişkenler bir sonraki aşamada farklı değerlere ulaşacaklar ve jeomorfolojik gelişim bu yeni koşullarla devam edecektir.

MORFOGENETİK SİSTEMLER

Yüzey şekilleri genellikle altı morfogenetik sistemde incelenmektedir. Buzul sisteminde 'nivasyon' olarak bilinen karbonik asit içeriği yüksek olan buzul erime sularının donma-çözülme ile gerçekleşen ayrıştırıcı etkisi, buzulların aşındırıcı ve taşıyıcı etkisi, hızlı esen rüzgarlar ve buzul altı dereleri; buzul çanakları ve vadileri, keskin kenarlı sırtlar ve sivri tepeler gibi aşınım şekilleri ile moren, kame, esker, sandur gibi buzul ve buzul önü depolarını oluşturmaktadır.Bu ortamlarda yıllık sıcaklık ortalaması -18 ile-7 derece arası, yağış  ise 0-1140 mm olarak görülmektedir.

Dönemsel donma ve çözülmenin egemen olduğuı ortamda (periglacial) eriyen kar suyunun donma-çözülme ile toprağı yamaç aşağı sürüklemesi ( solifluction) ve akarsuyun doğrudan aşındırıcı etkisi yüzeyde öok özel geometrili kaba-ince daneli yığınlar, yamaç ve ovalar oluşturmaktadır. Sıcaklık 15 ile  derece, yağış ise 130-1400 mm'ler arası tipiktir.

Kurak ortamlarda kuruma ve bunu izleyen rüzgar ve akış etkisi hakimdir. Alanın bulunduğu enleme göre kumullar ya da çok dik yamaçlar ve mağara biçiminde oyuklar ve karakteristik arazi şekilleridir.Sıcaklık 13-29 , yağış ise 0-380 mm arasında değişmektedir.

Yarı kurak sistemlerde fiziksel-mekanik parçalanma , ortamı sürekli etkileyebilen su, rüzgar ve keskin profilli yamaçlarda bunların hızlandırdığı ani kitle hareketleri egemendir. Ortalama sıcaklık 2-29 derece, yağış ise 250-630 mm dolayında olabilir. Bu ortam Anadolu'nun karakteristik çorak step iklimini yansıtmaktadır.

Nemli-ılıman morfogenetik sistemde kimyasal ayrışma mekanizmaları etkinlik kazanmıştır.Suyun etkisi sürekli ve yüksektir. Kitle hareketlerinin sıklığı, şiddetleri ve etki boyutları dikkat çekicidir.Yamaçlar daha yatık, toprak örtüsü kalındır. Tropik bölgelerde, özellikle "yağmur ormanları" alanlarında, yüksek sıcaklık ve yüksek yağış nedeni ile kimyasal ayrışma süreçleri daha fazla etkilidir. Su, sistemin ayrılma parçasıdır.  Bu nedenle yamaçlar dik, topuk örtüsü kalın, suların oyduğu vadiler derindir. Erozyonun etkin olmadığı yerlerde 40 m'ye varan toprak kalınlıkları gözlemlenmiştir. Ekvator çevresindeki bölgelerde ise ayrışma derinliğinin 150 m'ye indiği bilinmektedir. Sıcaklık ortalaması 15-29 derece , yağış 1400 mm'nin üstündedir. Türkiye'de bu türü andıran ortam Doğu Karadeniz bölgesinde yer yer belirmektedir.

İKLİM

İklim toprak oluşumunda en önemli etkenlerden biridir ve genelde ortam sıcaklığı ve yağış miktarı ile karakterize edilir. Nitekim, ayrışma ve erozyon hızlarının bu özelliklere bağlı olduğu altta yer alan Şekil 1'de görülmektedir. İklimler; W.Köppen (1928), C.W.Thornthwaite (1948), tarafından geliştirilen formüller kullanılarak sınıflandırılmıştır. Bu sınıflamalarda sıcaklık ve yağış rejimlerini gözününde tutarak Köppen yerküreyi 5, Thornthwaite ise 32 iklim bölgesine ayırmışlardır. Bunu izleyerek bazı araştırmacılar arazi biçimlenmesi ile iklim arasında doğrudan bir bağıntı araştırmışlardır.


Şekil: Ayrışma-Erozyon Hızında İklimin Etkisi (Peltier Diyagramı) 


Nemlilik

Thornthwaite iklim sınıflamasında nemlilik ayrımında kullanılan iki gösterge P/E ve T/E'dir. Burada P aylık toplam yağış, E buharlaşmayı göstermektedir. Yıllık toplam o bölgenin P/E indisini oluşturmaktadır. Buna göre Thornthwaite beş nemlilik bölgesi tarifi yapmıştır.

NEMLİLİK BÖLGELERİ
BÖLGE
SİMGE
BİTKİ ÖRTÜSÜ
P/E
Islak
A
Yağmurormanı
>128
Nemli
B
Ormanlık
64-127
Yarı Nemli
C
Otlak
32-63
Yarı Kurak
D
Step
16-31
Kurak
E
Çöl
0-15

Sıcaklık

Thornthwaite iklim sınıflamasında sıcaklık rejimini gösteren indis T/E de, T aylık sıcaklık, E ise rutubet ortalamalarını vermektedir. Yıllık  T/E ortalamaları toplamından T/E indisi hesaplanır. Altta yer alan tabloda sıcaklık bölgelerinin ayrımı için değerler verilmiştir. Buradan izleneceği gibi T/E indisi kutuplarda 0'dan ekvator bölgeleri ve çöllerde 128'e yükselen değerler alacaktır.

SICAKLIK BÖLGELERİ
BÖLGE
SİMGE
T/E
Tropik
A’
128
Mezotermal
B’
64-127
Mikrotermal
C’
32-63
Tayga
D’
16-31
Tundra
E’
1-15
Donuk
F’
0

Kaynak: Önalp A., Arel E., (2013) "Geoteknik Bilgisi I Zeminler ve Mekaniği" 

Hiç yorum yok :

Yorum Gönderme

Yorumlar